Oscar adayı Malezyalı yönetmen Poh Si Teng, Gazze’deki mevcut insani felakete ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunarak, bölgedeki yıkımın Birleşik Devletler’in (ABD) desteği olmadan mümkün olamayacağını vurguladı. Yönetmen, ABD’yi İsrail’in “suç ortağı” olarak nitelendirerek, yıkımın ve insan hakları ihlallerinin temel sorumluluklarından birini taşıdığını belirtti.
2019 yapımı “St. Louis Superman” adlı belgesel kısa filmiyle Oscar’a aday gösterilen Poh Si Teng, sanatçı kimliğinin getirdiği sorumlulukla bu konuda sessiz kalmanın imkansız olduğunu ifade etti. Küresel Vicdan Hareketine katılarak Gazze için sesini yükselten Teng, ABD’nin ekonomik ve askeri desteğinin, İsrail’in eylemlerinin en büyük dayanağı olduğunu ve bu durumun Washington’ı doğrudan sorumlu kıldığını savundu.
ABD’nin Rolü ve “Suç Ortaklığı” İddiası
Poh Si Teng’e göre, Gazze’de yaşananlar sadece bir bölge meselesi değil, tüm insanlığı ilgilendiren evrensel bir sorun. Yönetmen, ABD’nin İsrail’e sağladığı kesintisiz ekonomik ve askeri desteği eleştirerek, bu desteğin soykırım olarak nitelendirilebilecek eylemlerin devam etmesine olanak tanıdığını belirtti. “ABD olmadan Gazze’deki yıkım mümkün olamazdı. Onlar, bu eylemlerin bir parçası ve suç ortağıdırlar,” sözleriyle eleştirisinin dozunu artıran Teng, Washington’ın duruma müdahale etme ve bu süreci durdurma gücüne sahipken bunu yapmamayı tercih ettiğini dile getirdi.
Teng, uluslararası toplumun, özellikle de Batılı ülkelerin, bu duruma karşı daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini savundu. İsrail’e yapılan silah satışlarının ve finansal yardımların durdurulmasının, çatışmayı sonlandırmanın en etkili yollarından biri olacağını ekledi.
Batı Medyasına Eleştiri ve Dezenformasyon
Malezyalı yönetmen, Batı medyasının Gazze konusundaki yayıncılığını da sert bir dille eleştirdi. Medyanın, Filistinlileri sürekli olarak “terörist” olarak gösterme eğiliminde olduğunu ve bu durumun bölgedeki insanlık dramını göz ardı eden bir “insanlık dışılaştırma” politikası olduğunu ifade etti. Teng, “Medya tarafından yaratılan bu algı, insanların Filistinlilere sempati duymasını engelliyor ve dünya kamuoyunu yanıltıyor,” dedi. Ona göre, bu durum, Batı kamuoyunun olayın gerçek boyutlarını kavramasını zorlaştırıyor ve adaletsizliğin sürmesine zemin hazırlıyor.
Sanatın Rolü ve Kişisel Sorumluluk
Poh Si Teng, bir sanatçı olarak bu tür zulümlere karşı sessiz kalmanın mümkün olmadığını belirtti. Sanatın ve sanatçıların, insan hakları ihlallerine ve adaletsizliğe karşı seslerini yükseltme sorumluluğu taşıdığını vurguladı. “Filmlerimle her zaman sosyal adaletsizlikleri ele aldım. Gazze’de yaşananlar ise modern çağın en büyük adaletsizliklerinden biri,” şeklinde konuştu. Kendisinin Müslüman olmamasına rağmen, bu konunun din veya ırk sınırlarını aştığını ve evrensel bir insanlık meselesi olduğunu vurguladı.
Malezya’da büyürken Filistin davasına olan desteğin yaygın olduğunu belirten Teng, bu durumun kendi dünya görüşünü ve adalet anlayışını şekillendirdiğini ifade etti. Gazze’deki “soykırım” ve “etnik temizlik” olarak nitelendirdiği eylemler karşısında, sanatçılar dahil herkesin konuşması gerektiğini ve sessiz kalmanın bir tercih değil, bir suç ortaklığı olduğunu söyledi.
Kime Ne Oldu?
Oscar adayı yönetmen Poh Si Teng, Gazze’deki yıkımın ABD’nin desteği olmadan mümkün olamayacağını belirterek, Washington’ı İsrail’in “suç ortağı” olmakla suçladı. Ayrıca, Batı medyasının bölgedeki olayları manipüle ettiğini ve Filistinlileri insanlık dışı gösterdiğini savundu. Teng, bir sanatçı olarak bu zulümlere karşı sessiz kalmayacağını ve adaletsizliklere karşı ses yükseltmenin bir insanlık görevi olduğunu ifade etti.
