Eski AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Parlak’ın oğlu Ömer Faruk Parlak’ın, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) baraj puanının altında kalmasına rağmen kamu görevine atanması, Türkiye gündemine bomba gibi düştü. 62.903 puanla, gerekli 70 puanlık barajı aşamayan Parlak’ın art arda farklı bakanlıklarda görevlendirilmesi, liyakat ve şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Kamuoyunda geniş yankı bulan bu atama, yüksek puan almasına rağmen işsiz kalan binlerce adayın tepkisini çekti.
Ortaya çıkan bilgilere göre, Ömer Faruk Parlak’ın kariyer yolculuğu şaşırtıcı bir hızla ilerledi. İlk olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda göreve başlayan Parlak, kısa süre sonra Dışişleri Bakanlığı’na, ardından da Gençlik ve Spor Bakanlığı’na geçiş yaptı. Bu hızlı ve düşük puanla gerçekleşen atama silsilesi, “torpil” iddialarını güçlendirirken, adalete olan güveni sarsan bir örnek olarak gösteriliyor.
KPSS Barajını Aşamayan Kariyer Atlayışı
Türkiye’de devlet kadrolarına atanmak isteyen yüz binlerce genç için KPSS, adaletin ve liyakatin en önemli göstergelerinden biri kabul ediliyor. Ancak Ömer Faruk Parlak’ın durumu, bu sistemin sorgulanmasına neden oldu. Normalde, bakanlıklar bünyesindeki memur alımlarında genellikle 70 puan ve üzeri bir KPSS skoru aranırken, Parlak’ın 62.903 puanla kamuda görevlendirilmesi dikkat çekici.
- KPSS Puanı: 62.903
- Gerekli Minimum Puan: 70
- İlk Atama: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
- Sonraki Atamalar: Dışişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı
Bu atama süreci, kamuoyu tarafından “torpilin genel başkanı” benzetmeleriyle eleştirilirken, sınavlara aylarca hazırlanıp 90’ın üzerinde puan alan ancak yine de atanamayan adayların mağduriyeti daha da görünür hale geldi. Sosyal medyada hızla yayılan haberler, kamuoyunun adalet duygusunun ne denli hassas olduğunu bir kez daha gösterdi.
Kamuoyundan Yükselen Tepkiler ve Siyasi Bağlantılar
Ömer Faruk Parlak’ın düşük KPSS puanıyla gerçekleştirdiği kamu kariyeri, özellikle binlerce atama bekleyen gencin aileleriyle birlikte yaşadığı hayal kırıklığını derinleştirdi. Vatandaşlar, liyakat yerine siyasi referansların ön plana çıktığına dair güçlü bir algının oluştuğunu belirtiyor. Bu algıyı pekiştiren detaylardan biri de Parlak’ın babası, eski AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Parlak’ın siyasi kimliği oldu.
Tartışmaların odağındaki bir diğer görsel, Ömer Faruk Parlak’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çekilmiş bir fotoğrafıydı. Bu fotoğrafın kamuoyuna yansıması, atamaların arkasındaki “siyasi güç” iddialarını daha da güçlendirdi. Halk, devlet kadrolarının partizanlık yerine hak edene verilmesini talep ediyor.
Önceki ‘Torpil’ Vakaları ve Muhalefetin Seslenişi
Bu durum Türkiye’de ne ilk ne de son örnek olarak görülüyor. Geçmişte de benzer “torpil” iddiaları kamuoyunu meşgul etmişti. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, bu tür iddiaları daha önce de dile getirmiş ve kamudaki liyakat sorununa dikkat çekmişti. Özel, düşük puanlarla yapılan atamaların, kamu yönetimine olan güveni temelden sarstığını vurgulamıştı. Bu son olayla birlikte, Özel’in ve muhalefetin liyakat vurgusu yeniden önem kazandı.
Şeffaflık ve Liyakat Vurgusu
Haberkurt olarak, kamuda liyakatin ve şeffaflığın temel prensipler olması gerektiğine inanıyoruz. Devlet kadrolarına alımlarda tek ölçütün hakkaniyet ve başarı olması, kamu hizmetlerinin kalitesi ve adalete olan inanç için hayati önem taşımaktadır. Bu tür atamalar, devlete olan güveni zedelemekte, gençlerin gelecek umutlarını kırmakta ve toplumsal eşitsizlik duygusunu pekiştirmektedir.
Yetkililerden beklenen, bu tür iddiaların titizlikle araştırılması, sorumluların hesap vermesi ve kamuya alım süreçlerinin tamamen şeffaf hale getirilmesidir. Aksi takdirde, KPSS gibi sınavlar sadece birer formaliteye dönüşecek ve ülkenin parlak beyinleri hak ettikleri yerlere gelemeyecektir.